Davutpaşa Kışlası
Kışla kompleksi, İstanbul’u Edirne’ye baÄŸlayan eski yol üzerinde yer alır. Buradaki yerleÅŸme kentin Bizans dönemine kadar baÄŸlanmakta ve bölge Aretai adıyla tanımlanmaktadır.
1999 yılı sonlarına kadar İstanbul’un eski askeri alanlarının başında gelen DavutpaÅŸa kışla yapıları, artık Yıldız Teknik Üniversitesi’ ne devredilmiÅŸtir.
Kışla 1986′da bile, konut sahalarının dışında sayılacak durumdayken, ÅŸehrin büyümesi hızlanınca, on milyonluk İstanbul için DavutpaÅŸa yapıları, ÅŸehir dışı askeri site binaları olma özelliÄŸini kaybetmiÅŸtir. Kışla binalarının sivil hizmetine sunulmasının ana nedeni de zaten budur.
Askeri yapılar, Osmanlı imar sistemi içinde başlangıçtan itibaren devlet tarafından inşa edilen tek yapı grubudur. Ancak, Osmanlı ordusunun yalnızca Kapıkulu askerleri için kışla binasına gerek duyulması nedeniyle, 18. yüzyıl sonuna kadar fazla sayıda kışla inşa edilmemiştir.
Fatih Sultan Mehmed ordusu ile İstanbul’u kuÅŸattığı sıralarda 12 000 kiÅŸiden oluÅŸan yeniçerisi, 4 000 sipahisi ile ÅŸimdiki DavutpaÅŸa ve Maltepe kışlalarının bulunduÄŸu alanda ordugaha geçmiÅŸti. İstanbul surları dışındaki yüksek noktalardan biri olan DavutpaÅŸa kışlasının bulunduÄŸu yer, Fatih Sultan Mehmet döneminden beri askeri alan ÅŸeklinde deÄŸerlendirilmiÅŸtir. Su yolu, sarnıç kalıntıları ve bir kagir binadan arta kalmış tonoz parçaları, buranın Bizans döneminde de askeri alan ÅŸeklinde kullanılmış olabileceÄŸini hatıra getirmektedir. Batıya açılış ve reformlar dönemindeki askeri yapı toplulukları arasında, İstanbul’un Anadolu yakasında Selimiye, Rumeli yakasında da DavutpaÅŸa gerçek birer askeri site durumu arz ederler.
Osmanlı orduları Avrupa tarafına sefer yaparken, ordu DavutpaÅŸa sahrasından uÄŸurlanırdı. Bu yolculukta, padiÅŸah ordunun başında sefere katılmaktaysa burada gecelenir, ertesi gün yola çıkılırdı. Åžayet ordu sadrazamın yönetiminde ise, padiÅŸah orduyu buradan uÄŸurlardı. PadiÅŸah için geceleme ve uÄŸurlama yeri olarak kullanılan DavutpaÅŸa sahrası, seferden dönen ordunun da son konaklama yeri idi. Ordu için önemli görülen ve padiÅŸahların uÄŸrak yeri olan DavutpaÅŸa’da iki köşk yapılmıştı. PadiÅŸah köşkünün yanı sıra baÅŸka binalara da yer verilmiÅŸti, burada padiÅŸah için ilk köşkü, Fatih Sultan Mehmet’e Beylerbeyilik, sultan II. Bayezid’e sadrazamlık etmiÅŸ olan Davut PaÅŸa yaptırmıştı. Buranın DavutpaÅŸa diye adlandırılması da bu vezirden kaynaklanır.
Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra, yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye birliklerinin iskanı için DavutpaÅŸa, Rami ve Selimiye kışlalarının inÅŸaatına baÅŸlanmıştır. Lütfü tarihindeki ( Lütf-i Tarih ) olayların anlatılış sırasına bakılırsa, YeniçeriliÄŸin kaldırılmasını müteakip, Asakir-i Mansure-i Muhammediye için 1826′da giriÅŸilen büyük çaplı inÅŸaat olarak Selimiye kışla inÅŸaatının arkasından DavutpaÅŸa kışlası inÅŸaatı geliyordu. Sultan II. Mahmud 1828 yılında DavutpaÅŸa sahrasında mevcut yapılar arasında tamire muhtaç olanların tamirleri ile burada inÅŸa edilecek yeni kışlaların inÅŸa giderleri için Ebniye-i Hassa müdürüne bir keÅŸif hazırlatmıştı. Ancak, padiÅŸah keÅŸfi yetersiz görmüş ve yeni bir keÅŸif hazırlamasını emretmiÅŸti. PadiÅŸahın keÅŸfi yetersiz görmesi, kışlanın küçük tutulmuÅŸ olmasındandı. Ebniye-i Hassa müdürünün yeni hazırlayacağı keÅŸifte elbette kışla daha büyük tutulacaktı.
Yapımına 1826-1827 yıllarında başlanan ve yapımı 1831-1832 yıllarında tamamlanan Davutpaşa kışlasına bina emini atanması uygun olan kişilerin adları Padişaha bildirilmiş ve Mirahur-i Sani Mehmet Ağa, bina emini olarak atanmıştır. Kışlanın yapım kitabesi İzzet Molla tarafından yazılmıştır. Kitabenin kopyası hala giriş kapısının yanında bulunmaktadır. Dizelerin hepsi mücevher ( noktalı harfler ebced hesabına göre toplandığında, işaret ettiği olayın tarihini belirleyen söz) tarihlidir.
Reformlar döneminin kışlalarında çeÅŸitli medeni ihtiyaçlar da beraberce hesaba katılıyor, bunların da karşılanmasına çalışılıyordu. ÖrneÄŸin yeni kışlalarda ibadet yerleri ihtiyacı cami ya da mescit inÅŸası suretiyle karşılanıyordu. Çok önemli ve hayati bir konu olan saÄŸlık sorunları da, kışlalarda hastane bölümleri inÅŸa edilerek çözüme götürülüyordu. Nitekim Tıbbiye’nin 1827′deki açılışını takip eden yıllarda, hastane iÅŸi, ciddi bir ÅŸekilde üzerinde durulan konular arasındaydı. Kışlalarda hastane binaları yapıldığı gibi, buralara Tıbbiye’den yetiÅŸen doktorlar atanmaktaydı.
1937′ye kadar piyade, topçu, tanksavar ve uçaksavar birlikleri, 1937 - 1944 yıllarında II. Süvari Tümeni birlikleri, 1945-1961 yıllarında C. Zırhlı Muharebe Grubu birlikleri bu binada iskan edilmiÅŸtir. 1968-1999 yıllarında bina 66. Mekanize Tümen Karargahı tarafından kullanılmıştır. 1999′da binanın kışlalıktan çıkarılması kararı alınmıştır.